Anksiyete (sıkıntı) Bozuklukları

Gün içinde insanın ruh hali iç ve dış etkenlere bağlı olarak değişkenlik gösterir. Bazen neşeli, coşkulu ve keyifli, bazen da kaygılı, sıkıntılı, üzgün ve çökgün olunabilir. Kadınlarda hormonal durumla ilgili regl dönemi gerginliği ve huzursuzluğu iç etkenlere bağlı bir örnektir. Müdür veya yakınlarımızdan birinin bir sözü adeta dünyamızı karartabilir, bir süre sonra gönlümüzü alacak sözleri ise neşemizi yerine getirebilir. Pozitif ve negatif duygular arasındaki bu gidip gelmeler doğal bir yaşam sürecidir. Hemen herkese tanıdık gelen bu sıkıntı (anksiyete) belirli ölçülerde kişinin gelişimine, başarılı, yaratıcı ve üretici olmasına katkıda bulunan sağlıklı bir duygu durumudur.

Destek alma zamanı

Süresi ve şiddeti artan sıkıntının iş ve sosyal yaşamı engelleyecek düzeye ulaşması durumunda artık bir Anksiyete (sıkıntı) Bozukluğundan söz edilmelidir.

Üniversite sınavına hazırlanan bir öğrenci veya nişanlılığı bozulan bir gencin yaşadığı sıkıntı, kaygı ve bunaltı “sebebi belli bir sıkıntı” diye yorumlanıp sıklıkla yardım almaya gerek yokmuş gibi değerlendirilebilmektedir. Oysa etkenle orantılı olmayan bir sıkıntının ortaya çıkmasının nedeni olan derindeki duygusal beklenti ve algılamalar çözümlenmeden kişi sağlığına kavuşamaz. Üstelik:

Her an kötü bir şey olacak veya kötü bir haber alınacakmış hissi, uyku bozukluğu, çarpıntı, boğulma hissi, soluk daralması, hava açlığı, yorgunluk, kaslarda gerginlik ve ağrılar, baş ağrısı, tansiyon yükselmeleri ve düşmeleri, titremeler veya titreklik hissetme, terleme, ateş basmaları, kaşınma krizleri, hazımsızlık, geğirmeler, bulantı-kusma, karın ağrısı, baş dönmesi ve dengesizlik v.b. gibi birçok sistemi ilgilendiren belirtiler tabloya eklenebilir.

Doktorlar “Bir şeyin yok” diyor !..

Sıkıntıya eşlik eden bu çok çeşitli ve değişken bedensel belirtiler nedeniyle kişiler daha çok psikiyatri dışındaki branş hekimlerine (iç hastalıkları, kardiyoloji, nöroloji, KBB)

ve hastanelerin acil servislerine başvururlar. Yapılan tetkik ve gereken incelemeler sonucunda bu belirtileri açıklayacak bedensel bir neden bulunamaması bu kişilerde adeta bir düş kırıklığı yaratır ve çoğu zaman da öfkelendirir. Yeni tetkikler yaptırarak ve başka hekimlere yönelerek bir kısır döngüye girerler. Oysa bilinmelidir ki :

Fiziksel bir neden olmadan da yalnızca duygusal sebeplere bağlı bedensel belirtiler ortaya çıkabilir!.

Psikoterapi yöntemleri ve günlük yaşamı bozmadan, uyuşukluk, bağımlılık yapma riski olmayan ilaçlar yardımıyla bu tür sorunların tedavisi mümkündür.

Anksiyete bozuklukları kişilerin geçmiş deneyimlerinden oluşan savunma mekanizmalarının kullanılması (bu seçim bilinçdışı -farkında olmaksızın-gerçekleşir) sonucunda farklı tablolar biçiminde gelişmektedir. Bu farklı tablolar farklı isimler altında tanımlanmıştır. Temelde anksiyete bozukluğu olan bu farklı tablolardan bazıları ANA SAYFAmızda bir ağacın dalları olarak yer almaktadır!